Neden dalıyorsun?
“ Neden dalıyorsun, nesinden keyif alıyorsun?” diye sordu hafta sonu bir arkadaşım.
Lise döneminde yazları beraber geçirdiğimiz, 10 yıl sonra ikimizde çocuklarını uyutmuş anneler olarak tekrar karşılaştığımız bir insan.
Ne kadar zor bir soru aslında bu, çok keyifle, merakla hatta tutkulu bir bağlılıkla yaptığınız bir iş. O kadar ki kendinize neden yaptığınızı bile sorma gereği duymuyorsunuz. Ama dalışa başlayan eşinin, başladığı günden beri her fırsatı dalışa giderek değerlendirmesine anlam vermeye çalışıyor. Çok haklı bir soru.
Neden dalıyorum.
İlk başladığımda çok merak ettiğim ama yapılmasının her açıdan zor olduğunu sandığım bir hobiydi. Yakınlarım dalmaya başlayınca neyin ne olduğunu gördüm. Öğrenciydim ama aynı zamanda çalışıyordum. Para biriktirdik, bana da dalış malzemelerini aldık ve kursa gittim.
Daha önce bir deneme dalışı yaptım, beni resmen paketleyip suya attılar, ne yukarıda ne de aşağıda ne yaptığımı hatırlamıyorum. Ama suyun altında sürekli sırıtıyormuşum.
Daha sonra kursa başladığımda eğitmenle beraber suyun altına indik. Ağzımdaki regülatörden ilk nefesimi aldım ve birden bana çok tanıdık gelen bir yerde olduğumu hissettim. Aslında mavi fayanslarıyla bildik bir havuzdu ama uzun zaman sonra kavuştuğum yer suydu. Sessiz diyemeyeceğim, çünkü sürekli fokurtu duyulur. Ama aslında bu sizin kendi sesinizdir.
Suya ilk defa giren arkadaşlara bazen ilk nefesleriyle birlikte bu işe bağımlı olacaklarını söylerim, beni anlamazlar, güler geçerim. Bu bir tür bağımlılık. Siz bilin.
Sonra önce şaşkın bir ahtapot gibi, üzerinize asılmış onca ağırlıkla yüzmeye çalışırsınız. Zamanla bedeninize hakim olmayı öğrenir ve kendinizi süzülür hissetmeye başlarsınız. Bir palet ve ileri, bir palet ve daha ileri. Bazen hızla palet vurur sonra kendimi bisikletle yokuş aşağı gider gibi bırakırım.
En keyiflisi derinlere süzülmektir. Suyun altında bir ada düşünün. Dalışa başlarken önce adanın üstüne inilir, herkes birbirini kontrol eder ve devam işareti verilir. Kenara palet vururuz. Kenardan 20m iniş başlar, bazısı kafa üstü, bazısı yatay, bazısı ayakları aşağıda kendini bırakır. İster hızlı ister yavaş, uçmak bu olsa gerek, kanatlarınız yok ama havadasınız. İstediğiniz yükseklikte asılı kalabilirsiniz.
Suda geçen en iyi ihtimalle 2 saate karşın dalışın hazırlığı saatler sürer. Kilolarca çanta taşınır. Kilometrelerce yol gidilir. Altı üstü değişik bir balık görülür, onu kitaptan da görmek mümkün. Ama herkes tutkuludur bırakamaz.
Çünkü derinde bir nefes alırsın, çıkan kabarcıkları dinlersin. Orada çevrende ne kadar insan, balık, kaya olsa da aslında yalnızsındır. Kendine dönük, kendinle başbaşasındır.
Çıkarken yoruldum desen de, aradan kısa bir süre geçince deniz çağırır seni. Evde bile bir nefes olsa da çeksem diye düşünürken bulursun kendini. Dalıştan sonra tek düşündüğün tekrar ne zaman dalacağındır.
Seda ÖZTEK / Istanbul www.oztekmimarlik.com














