Değiştik,dönüştük,büyüdük,yeşerdik.Aşık olduk,yeni bir iş bulduk,dost biriktirdik,düşünmeden paralar harcadık,karpostal şehirlere yolculuklarımız oldu.Çoğaldık azaldık.Bazen tek kale maçlarda en çok golü yerken,bir başka gün maç sayısını atıp,bitirdik mutsuz musabakaları.Elbetteki teğet geçtiğimiz korkuların bizi 12 den vurduğuna da şahit olduk.

Eskiden en çok sevgilimizin aramamasına üzülürdük ya da sınav yüzünden gidemediğimiz okul gezilerine.Yaşımızın tutmadığı bir sürü şey olurdu o zamanlar etrafımızda,bazen bir filmin televizyondaki zamanı uymazdı yaşımıza, bazen iki ablanın iştah kabartan sohbeti.
Sınav kağıdındaki , yuvarlak kutucukların içini karalayarak doldururken,geleceğimizin kapılarını bu karanlığın gölgesinde araladık.Çelişkilerin ilk durağındaydık o gün.
Sonrasında, para kazandığımız ilkgünden beri ,fiyatına bakmadan hiç kazak aldık mı kendimize bilinmez ama, bize güzel dualar okuyan, yoldaki yabancı kadının dilenen avuçlarının içine, çok kazak paraları bıraktık.Bazen tutumlu olarak bazen de savurarak vicdanımızı teselli ettik.

Zaman geçti ve şimdi annelerimizin yaşındayız.Ergen olmanın açlığı,yetişkin olmanın oburluğu yerini başka bir mevsime bıraktı.Bu 5.mevsimde iklim ılıman.Herşey olabildiğince sakin.Değişik bir mevsimde olmanın vahşiliği ise her zaman her köşe başında.Geçmişe benzemeyen o kadar şey varken, ben,mutfakta tenceremiz neden hep kaynamaz,neden misafirlerimiz artık çat-kapı gelmez,komşularımızın isimlerini neden hala bilmiyoruz ya da annelerimiz gibi niçin her zaman etek giymiyoruz diye düşünürüm.

Tüm bunlara rağmen bildiğim bir şey var ki o da ortak dilimiz olan sessizlikle söyleşiyoruz ve anlaşıyoruz.Annneliğin gürültü kaldırmayan sessizliğiyle.En gelişen evrilen yanımız bu.Çocuğu olan her kadın her şeyi hemen ,bir çırpıda anlayıveriyor.
Artık bazı cümlelerin anlamı bir başka ,yani deyim olmaktan çok öte,”Burnumun direği sızladı”nın özlem kokusu ya da “Canımın içi”nin insanı delip geçen sızısı gerçek anlamını buldu.

Fırında dondurulmuş pizza, üzerimizde her daim pantolon ve adını bilmediğimiz komşularımız olsa da, canı yanan bir çocuk gördüğümüzde refleksimiz gözyaşı.
İnsanın hayata attığı bir imza bu annelik,Dünyaya gelip dünyadan gitmek üzerine kurulu bu kısacık ömürde kalıcı ve insanı bir emek.İşte geldik ve gidiyoruzun aceleci tavrına ,insanı durup düşündüren bir edayla atılmış bu imza, kınalı,ojeli,nasırlı,manikürlü bir elle ,kalemle ya da parmak damgasıyla koyulan bir işaret.
Faniliğin göbeğine varlığımızın bayrağını dikiyoruz,o dalgalandıkça bizim ömrümüz uzuyor uzuyor,uzuyor.



Devrim Toyran İstanbul

Çocuk Sevgisi

- Pedagojik Danışmanlık ve Aile Bilgi Paylaşım Platformu -

Uzmanlarımız