Yapmayın!! Benim hatama düşmeyin, vicdansızlık değil sizin yaptığınız, tam anlamıyla çocuğunuzu, kendinizi, hayatınızı düşünmek. Keşkelerle oyalanmayın, vaktiniz dar işinizden kalan arta zamanda. Zor da olsa o kısacık zamana vicdanınızı rahatlatacak ilginizi, sevginizi, şefkatinizi sığdırın.

“Çalışan anne olmak zor” sürekli kullandığımız bir cümledir. Aslında bizimle beraber çocuğumuz da çalışıyor. Aslında biz üzüldüğümüz bu zamanlarda çocuğumuza çalışkanlığı, yaşamın bizden istediklerini, bizim yaşamdan istediklerimizi erkenden öğretiveriyoruz. Belki de çoğumuzun önceliği yaşam standardını yükseltmek ama çalışmayı sevmek ya da oksijen, su gibi hayatının vazgeçilmezi haline getirmek de azımsanmayacak annelerimizin doğasında.

Zaman yönetimi çalışan anne için çok önemlidir şüphesiz. Hem çocuğunuzu hem ev işlerini ihmal etmemek durumundasınız, bunun için zamanı ve öncelik sıralarını çok iyi değerlendirmelisiniz. Kendi naçizane fikrim, ev işinizin aciliyeti yoksa önceliği her zaman çocuğunuza vermeniz. Ya da ev içinde yapacağınız her işin içinde çocuğunuza, onunla ilgilenme fırsatı bulabileceğiniz görevler vermeniz, durumu daha eğlenceli hale getirmeniz. Yemek yaparken onun da yanınızda size yardım etmesine izin verebilirsiniz. Evi süpürürken, makineyi gideceğiniz yere siz çekmeyin, o yöne doğru itmek onun görevi olsun. Toz aldıktan sonra sehpa ya da masa üstüne eşyaları o yerleştirsin. Hem çocuğunuzun “ben de yapabiliyorum” duygusunu içinde hissetmesini sağlamış, hem işlerinizi yapabilmenin rahatlığını yaşamış, hem de çalışan anne vicdanının dayanılmaz sancılarını hafifletmiş olacaksınız.

Siz içinizdeki vicdan sancılarını hafiflete durun, öte yandan “annecim sen işe gitme” faktörü de biner omuzlarınızın üstüne, işe giden her adımda ağırlaşır ilk zamanlarda ama çabuk toparlanmak, çocuğunuzun sabah bırakırken size attığı bakışı hafızanızdan silmek zorundasınız. Çocuğumuza hiçbir zaman yalan söylememeliyiz tamam ama işe giderken yalan söylemek affedilmez bir hatadır. Affetmeyen de çocuğunuzdur haliyle. Belki çok ağlayacak ama alışacak ve her sabah ona işe gittiğinizi söyleyeceksiniz. Her çocukta olduğu gibi benim oğlum da her sabah nereye gittiğimizi kendisinin nereye gideceğini bıkmadan usanmadan sorar, umut dünyası belki de bir gün fikrimiz değişir ya da boş bulunup işe değil başka bir yere gideriz. Onların umutları da en az bizimkiler kadar.

Sizi işe gitmekten vazgeçirebilmek için kullandıkları yöntemler ve sarf ettikleri sözler, sizin hayal gücü sınırlarınızın dışındadır aslında, inanamasanız da. Sakın kanmayın ve gösterin marifetinizi ona uygun bir cevap ve davranış bulun. İşe gidiyorum çünkü ……… boşluğu o anki psikolojiye ve en önemlisi bakışına uygun doldurmak zorundasınız.

En önemli faktörlerden biri de empati yapabiliyor olabilmek. Ev hanımı bir annenin kızıysanız vay halinize, çünkü süreçler artar ve oturup adım adım, düşüne düşüne, sindire sindire koyarsınız kendinizi onun yerine. Ama çalışan anne çocuğuysanız farkında bile olmayacak kadar hızlı düşünür, hızlı karar verir ve hızlı hak verirsiniz, yaptığı hatalara ya da davranış-tutumlarına. Çünkü siz de zamanında yaşamıştınız bu durumların hepsini.

Çalışan anne vicdanının “çalışıyorsun, bari buna sesini çıkarma” cümlesine sakın kendinizi kaptırmayın. Unutmayın ki çocuğunuz sizin vereceğiniz şekli alacak. Neyse uyarmayayım ya da davranışını düzeltmeyeyimler, sizin ve çocuğunuzun geleceğini etkileyecek küçük ayrıntılar olabilir ama her zaman hatırlanmalıdır ki ayrıntılar yaşla paralel olarak büyür ve bulunduğu yaşa uygun olarak belki de davranış bozukluğu olarak yerini alır çocuğunuzun zihninde. Kurallarınız var ise, çalışsanız da geçerli ve kararlı olmalı, çalışmasanız da. Kararlı olduğumuzu gösterdiğimiz sürece tutarlı davranışlarla karşılaşabiliriz.

Yine aynı şu susmayan vicdan yüzünden ödüllerimizi de abartırız bazen, maalesef doğru olmadığını bildiğim ama bazen içimden kaçıveren davranıştır benim için ve çoğumuz için. Yaptığı doğru ve güzel olan davranışa verdiğiniz ödülü çoğaltmak, ya da durup dururken sahip olduğu oyuncak, kıyafet, eşya vs.nin başka bir çeşidini almak. Ne gerek var. Var ama hevesleniyorum. Sonra durup düşününce heveslerimle çocuğumun heveslerini çok kolay yok ediyorum. Bıkıyor, çok var diyor, dönüp bakmıyor. Belki de zamanla sevinmeyecek bile… Bazen tok olan çocuğumuzu, doymayan gözümüz yüzünden açlığa zorluyoruz kaba tabiriyle. Bile bile yapmanın tıp dilinde bir adı var mıdır bilmem ama yaptığım hatanın farkındayım. Sadece sizin de bazı düşüncelerinize tercüman olup, neler yapabileceğimizi ortaya koymaya çalışıyorum.

Tahmin ediyorum ki yazımı okuduktan sonra bir süre düşüneceksiniz, ya da tam okuma esnasında “hıııh ben bunu yapıyorum işte” veya “yazılanlar kesinlikle yanımdan bile geçmiyor” diyeceksiniz. Hiç fark etmez, birinci cümleyi söylerseniz iyileştirmelere hazırsınız demektir, ikinci cümleyi söyleyenler de potansiyel konumda olabileceklerini her zaman akıllarının bir tarafında tutarak, hataları engelleyebileceklerdir.

Paylaşımdan mutlu olduğum kadar, yazılarımı okuduğunuz düşüncesi de beni çok mutlu ediyor. Sevgiyle kalın…



Diğdem ÇELİKEL

Çocuk Sevgisi

- Pedagojik Danışmanlık ve Aile Bilgi Paylaşım Platformu -

Uzmanlarımız