Çalışan anne olmak benim için yaşamımın bir gerçeği. Tersinin olması mümkün değil. Bunu düşündüğüm, değerlendirdiğim, planlar kurduğum çok oldu, ama birçok gereklilik oğluma kendim bakmama hiç izin vermedi.

Bence en doğrusu 3 -4 yaşına kadar yarı zamanlı çalışmak, haftanın en azından yarısında oğluma kendim bakmamdı. Daha sonra hem annemlere hem de anaokuluna gidebileceğini düşünüyordum. Bu durum ne yazık ki sadece teoride kaldı.

Yaşam düzenimizin en olumlu bulduğum tarafı yanında annesi ve babası olmadığı zamanlarda çok iyi bakıldığını bilmem. Oğluma hem anneannesi hem de babaannesi dönüşümlü olarak bakıyorlar. Bu da büyük aile kavramını yaşamasını, haftanın çeşitli günlerinde onu seven ve özen gösteren farklı aile bireyleri ile birlikte olmasını sağlıyor.

İlk süt bebekliği aylarında bu çeşitlilik bizim için bir endişe konusuydu. Çünkü bir bebeğin düzene ve programlı bir hayata gereksinim duyduğunu gözlemlemiştik. Ancak bu çeşitliliğin olumsuz taraflarını elden geldiğince düzelttikten sonra olumlu yanlarına bakmaya başladık. Her evde, her aile bireyinden farklı tecrübeler edindiğini, çeşit çeşit insanla beraber olmaktan çok hoşlandığını gördük. Zamanla çocuğumuzun olumlu tepkilerinden yaşam şeklimizin onun için iyi gittiğini, gitmediği konularda ise daha çok ilgi ve sevgi vererek işleri bir miktar düzeltebildiğimizi öğrendik.

İşe gitmek zorunda olmadığımız zamanlarda birlikte kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyoruz. Ev ve yemek düzeni konusunda olabildiğince kısa zaman ayırarak oğlumuzla ilgileniyoruz. Pazar günleri mutlaka gezmeye gidiyoruz. Gece çalışmamız gerektiğinde ve akşam bizi görmeden uyuduğunda sabah işe gitmeyi geciktirerek onunla fazladan zaman geçiriyor ve kayıp zamanlarımızı bir parça da olsa yerine koymaya özen gösteriyoruz.

Tüm bunları yaparken en iyi rehberimiz yine oğlumuz. Bazen durup bakıyorum. Nasıl bir çocuk olduğunu gözlemliyorum. Bize sevgisini gösterebiliyor mu, mutlu mu, dikkat çekmek için yapmaması gerektiğini bildiği hareketleri sıkça tekrarlıyor mu?

Evet herkese talep edilsin edilmesin, sevgisini gösteriyor, mutluluğu yüzüne bal kabağından yapılmış bir surat gibi yayılan gülümsemesinden tanıyorum. Huysuzlukları ve mızmızlıkları gün geçtikçe azalıyor. Sabahları arkamdan gülerek el sallıyor ve akşamları beni kocaman bir gülümseme ile karşılıyor.

Çalışıyorum ama oğlum için de bu durum onu üzmeyen, hayatın bir gerçeği olarak kabul edilmiş durumda.



Seda ÖZTEK / Istanbul www.oztekmimarlik.com

Çocuk Sevgisi

- Pedagojik Danışmanlık ve Aile Bilgi Paylaşım Platformu -

Uzmanlarımız