İkizlerim Kreşe Nasıl Alıştı?
En son köse yazımı yazalı çok uzun bir süre oldu. İkizlerimiz Tunay ve Timur 2 yaşına girdiler. Kreşe başladılar. Ben çalışmaya başladım. Tuana anaokuluna devam diyor. Yeni düzenimizi de oturttuktan sonra artık sitemize kaldığımız yerden devam edebiliriz. Buradan ve pedagojik yazılarla tekrar sizlerle olmak çok güzel.
Tunay ve Timur´un devam ettikleri okulda hem kreş hem de anaokulu çocukları var. Bulundukları grupta 18 aylıktan 6 yaşına kadar çocuk var. 18 aylık olduklarında kreşe başladılar. İlk günden itibaren severek gidiyorlar kreşe. Sınıfta 5 görevli eğitmen var.
Çalışmaya karar verdiğimde Tunay ve Timur´un kreşe alışma dönemleri için 2 ay ayırmıştım. Bu 2 ay içinde çalışmamalı sadece onların kreşe rahat rahat alışabilmeleri için evde olmalıydım. İlk baslarda hemen hasta olduklarından alışma dönemimiz zaten 1 haftalık aralarla kesintilerle devam etti.
Kreşin, çocukları okula alıştırma yöntemi benim de uygun gördüğüm bir yöntem olduğu için hem çocuklar hem de ben hiç zorlanmadan bu dönemi atlattık. İlk 18 ay sürekli benimle evde olduklarından ilk basta onlara uzun bir zaman vermek istiyordum.
İlk hafta her gün 1 er saatliğine birlikte gittik kreşe. İlk günler 1 saat 3-4 . günler 2 ser saat benimle birlikte oynadılar. Her yeni çocuk için aslında bir öğretmen ilgileniyor ama Tunay ve Timur da birlikte bir öğretmen planlanmıştı ama gerek olduğunda yardim edebilmesi için 2. bir öğretmen de sorumluydu.
İlk günlerde Tunay ve Timur un alışma döneminden sorumlu eğitmen sadece gözlemledi onları. Kendiliğinden onlarla konuşmaya çalışmadı. Eğer iletişimi gerektirecek bir durum olursa örneğin oynadıkları top O´na doğru yuvarlanırsa verdi , “Topu ister misin” dedi. Sonra yavaş yavaş “Bak burada da bir top var onu da almak ister misin? Gibi sorularla ikisine de yavaş yavaş yaklaştı. Tunay hemen yaklaşırken Timur bir süre eğitmenle hemen konuşmadan elindeki topu alıp uzaklaştı. İkisi de zamanla eğitmene alışmaya başladılar. Onlardan bir yakınlaşma olmadığı süre içerisinde eğitmen asla ısrarcı olmadı. Denemelerinde ikisinden birisi uzaklaştığında hemen o da uzaklaştı göz kontağı kurmadı. İlk günlerde diğer çocukların kahvaltıda oldukları zamanda gittik. Öğretmenleri ve grupları ile tanışsınlar diye. İkinci asama diğer çocuklarla da ayni ortamda olmak olacaktı ama çocukların hepsi gruba girdiğinde hiç bir sorunları olmadığını, korkmadıklarını fark ettik. Bu nedenle ertesi günlerde çocuklar gruptayken ziyarete gittik. Öğretmenlerinin isimlerini öğrendiler. Kendisiyle iletişim kurmaya başladılar. Ben 3-4 günlerde geri çekilmeye başladım. Eğitmenle rolleri değiştik. Ben gözlemci, seyreden olurken o onlara oyun tekliflerinde bulundu. Ama kesinlikle onları meşgul etmeye, eğlendirmeye çalışmadı. Sadece yanlarında durup ihtiyaçları olduğunda yardim etti. Onlar ona yaklaştığında oyuna katildi.
İkinci haftada 10-15 dakikalığına dışarıya çıkmaya başladım. Bunun için bir veli odası olduğundan oraya gidip bekledim. Ayrılırken hemen geleceğimi (ilk deneme tuvalete gittiğimi hemen geleceğimi söyleyip çıktım ve 5 dakika sonra geldim. İkinci denemede 10 dakika..) söyledim çıktım. Eğitmenler beni çağırana kadar bekledim. Bir süre sonra eğitmenlerden birisi “Yavaş yavaş sizi aramaya başladılar ağlamadan gelin” diye haber verdiler. (Küçük çocuklarda çocuk ağladıktan sonra annenin geriye dönmesi yerinde annenin kısa bir süre sonra dönmesi daha doğrudur).Alışma süresi içinde Timur benimle Sık Sık göz temasında bulunma ihtiyacı duyduğundan o daha çabuk beni aramaya başladığından ilk günlerde dışarıda olduğum süreleri kısa tuttuk.
Üçüncü haftada kahvaltı ve öğle yemeğinde de kaldılar. Okulun her yerini, odasını benimle birlikte tanıma fırsatları bulduklarından etrafta dolaşırken de bahçede oynarken de kendilerini güvende hissettikleri çok belli oluyordu. 3. Hafta da hemen sabahları onları öpüp öğretmenlerine verip çıktım. Eve hemen gelmedim yine veli odasında bekledim. Ağlayacak gibi olduklarında hemen yanlarına gidebilmek için.
4.haftada sabah normal saatte gruplarına bırakıp ayrıldım. Sabah rituali olarak hala her sabah pencereden öğretmenleriyle bize el sallıyorlar.
Öğle uykuları için de evde mutlaka uyurken aldıkları yastıklarından birer tane de oraya götürdük. Orada uyumaya da hemen alıştılar.
Hem alışma devresinde hem de devamında çok önemsediğimiz konu çocukların eğitmenleriyle aramızdaki iletişimin pozitif olmasıydı. Onlarla iyi anlaştığımızı, onları kabul edip saygı duyduğumuzu fark etmeleri onların da kendilerini orada mutlu ve güvende hissetmeleri çok önemli. Özellikle küçük çocuklar anne ve baba ile eğitmenler arasındaki gerilimi anlaşmazlığı çok çabuk fark edip huzursuz oluyorlar.
Okulun konseptine göre aile ortamı yaratmaya çalıştıklarından. kardeşleri aynı sınıflara veriyorlar. Ben ilk basta müdüre özellikle sormuştum, Eğer birbirlerinden etkilendiklerini birbirlerinden ayrı zaman geçirme ihtiyaçları olduğunu hissederseniz ne olacak” diye. Şimdilik ayni sınıfta olmalarının onlara hiç bir zararı var. Tipik ikiz sorunlarını şimdilik yaşamıyoruz. Birisi evde kaldığında diğeri kreşe gidebiliyor. Ayni sınıf içerisinde farklı yerlerde oynayıp birbirlerinden bağımsız oynayabildikleri için ayırma onusu gündemde değil. Ayni okul bana da bir is teklifi yaptığından ve ben de orada çalışacağımdan dolayı Tuana da Ağustos ayından itibaren kardeşlerinin sınıfına gidecek.
Yakında yeni bir okul dönemi başlayacağından sizlerle bizim kreşe alışma dönemimizi paylaşmak istedim. Bundan sonra da yasadıklarımızı bu köseden sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Sevgilerle
Not: Bir sonraki kösem yazımı kendi tecrübelerimden yola çıkarak “Kardeş Kıskançlığında Çevrenin Etkisi” konusunda yazacağım.
S. Nil Tuncalı
Eğitmen-Çok Kültürlü Eğitim Uzmanı-Wellness Trainer














